İçeriğe geç

İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir ?

“İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir” hakkında araştırma yapanlar için hazırlanan bu içerikte önemli noktalara değineceğiz.

“İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Ranteveteriner okurları için daha fazlası yolda!

İnsanın Kendisiyle Dalga Geçmesi Ne Anlama Gelir?

İlginizi Çekebilecek İçerik: İnsan haklarının sınırlarını ve niteliğini belirleyen en önemli belge nedir ?

Kayseri’nin soğuğunda kendime gülerken

Kayseri’de kış hep sert gelir. Rüzgârın yüzü keser gibi estiği günlerde, insanın içi de biraz daha içe kapanır sanki. Ben 25 yaşındayım ve burada, bu şehirde yaşıyorum. Çoğu zaman defterlerime yazıyorum; bazı günler sadece karalamalar, bazı günler uzun uzun cümleler… Ama en çok dikkatimi çeken şey şu oldu: kendimle dalga geçtiğim anlar.

İnsan kendisiyle dalga geçtiğinde ne olur, hiç düşündün mü? Ben uzun süre bunun sadece “eğlenmek” olduğunu sanıyordum. Ama bir gün fark ettim ki, bu bazen bir savunma, bazen bir kaçış, bazen de sessiz bir çığlık.

O gün Erciyes’ten esen soğuk rüzgâr yüzüme vururken, işe geç kaldığımı fark ettim. Yine alarmı ertelemişim, yine “beş dakika daha” derken yarım saat geçmiş. Aynaya baktım ve kendi kendime güldüm:

“Helal sana, 25 yaşında hâlâ sabah savaşını kaybediyorsun.”

Gülüyordum ama içimde ince bir hayal kırıklığı vardı. Sanki bu cümle şakayla söylenmişti ama gerçekte beni biraz incitmişti.

İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir? İlk kırılma anı

O soruyu ilk kez o gün gerçekten sordum kendime. “İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir?” diye defterin kenarına yazdım.

Çünkü fark ettim ki ben bunu sık yapıyorum. Bir hata yaptığımda, bir fırsatı kaçırdığımda ya da sadece sıradan bir başarısızlık yaşadığımda hemen kendimle dalga geçiyorum. Sanki önce ben vurursam, hayatın vurması daha az canımı yakacakmış gibi.

O sabah otobüste camdan dışarı bakarken düşündüm. İnsanlar işe gidiyordu, kimisi kulaklık takmış, kimisi telefona gömülmüş… Ben ise içimdeki sesle konuşuyordum:

“Sen zaten böyle birisin, ne bekliyordun ki?”

Ama sonra durdum. Bu cümle aslında komik değildi. Bu, kendimi küçümsemeye alışmış bir zihnin otomatik tepkisiydi.

İşte o an ilk kez şunu hissettim: hayal kırıklığı.

Kendime karşı.

Küçük sahneler, büyük iç sesler

Bir hafta boyunca kendimi gözlemlemeye başladım. Çok garipti.

Markette sırada beklerken, yanlış para üstü aldığımda içimden “tabii ya, matematik de senden korkar” diyordum. Arkadaşlarım mesajlara geç cevap verdiğimde “kim zaten senin hızlı olduğunu iddia etti ki” diye içimden geçiriyordum.

Bunlar dışarıdan bakınca küçük şeylerdi. Ama içimde birikiyordu.

Bir akşam, eski bir arkadaşım aradı. Uzun zamandır konuşmuyorduk. Sesini duyunca bir an heyecanlandım, hatta gülümsedim. Ama sonra sohbet sırasında eski planlarımızdan bahsettik. “Ne olacaktık, ne olduk” cümlesi araya girince yine o tanıdık his geldi.

Telefonu kapattıktan sonra kendi kendime güldüm:

“Evet ya, büyük planlar yapan küçük hayatlar kulübünün başkanı sensin.”

Bu sefer gülüşüm daha sessizdi. Daha yorgundu.

Defterime yazdığım itiraf

O gece defterime şunu yazdım:

“İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir bilmiyorum ama ben bunu sanki kendimi korumak için yapıyorum. Eğer önce ben gülersem, başkası güldüğünde o kadar acıtmaz diye düşünüyorum.”

Yazarken fark ettim: aslında kendimi korumuyordum, sadece alışıyordum. Küçük düşürmeye alışıyordum.

Ve bu farkındalık içimde tuhaf bir boşluk bıraktı.

Kayseri gecelerinde sessiz bir sorgu

Kayseri geceleri sessiz olur. Özellikle kışın. Pencerenin kenarına oturduğumda dışarıda sadece sokak lambalarının titrek ışığı kalır.

O gecelerden birinde, dışarıya bakarken içimdeki ses bu kez daha farklı konuştu.

“Gerçekten kendinle dalga geçmek mi bu, yoksa kendini yavaş yavaş silmek mi?”

Bu soru beni rahatsız etti. Çünkü cevap vermek istemedim.

Bir yandan da içimde bir umut vardı. Belki de bu sadece kötü bir alışkanlıktı. Belki değişebilirdi.

Ama hemen ardından yine o tanıdık cümle geldi:

“Sen mi değişeceksin? Daha kendine sabah kalkmayı öğretemedin.”

Bu sefer gülmedim.

Hayal kırıklığıyla yüzleşme

Bir gün iş yerinde küçük bir hata yaptım. Önemli bir dosyada yanlış bir bilgi girmişim. Patronum fark etti ve uyardı. Çok büyütülecek bir şey değildi aslında ama ben içimde büyüttüm.

Herkesin yanında hafifçe gülümsedim:

“Benim klasik zekâ şovum yine sahnede.”

Ama içim yanıyordu.

O gün eve dönerken otobüste camdan dışarı bakarken hayal kırıklığını net hissettim. Kendime karşı.

Çünkü fark ettim ki bu şakalar artık beni korumuyordu. Aksine, beni yavaş yavaş aşağı çekiyordu.

Ve o an ilk kez umut gibi bir şey de hissettim. Çünkü fark etmek, değişimin başlangıcıydı.

İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir? Yeniden düşünmek

Bir akşam defterimi açtım ve bu soruyu tekrar yazdım. Ama bu kez farklıydım.

“İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir?”

Cevap bulmaya çalışmadım. Sadece düşündüm.

Belki de bu, insanın kendi kırılganlığını saklama biçimiydi.

Belki de kendimize gülerken aslında ağlamamızı erteliyorduk.

Ya da belki, en basit haliyle, kendimize olan sabrımızı kaybetmiştik.

O gece ilk kez şunu yazdım:

“Ben kendimle dalga geçmeyi bırakmak istemiyorum, ama artık bunun beni nereye götürdüğünü anlamak istiyorum.”

Bu bile bir başlangıçtı.

Bir sabah değişen küçük bir şey

Bir sabah yine alarm çaldı. Erteledim. Ama bu kez iç sesim hemen konuşmadı.

Yataktan kalktım, aynaya baktım. Ve çok garip bir şey oldu: kendime şaka yapmadım.

Sadece baktım.

“Bugün biraz daha iyi olabilir” dedim sessizce.

Ne büyük bir motivasyon konuşmasıydı bu, ne de mucizevi bir değişim. Ama içimde küçük bir rahatlama vardı.

Sanki yıllardır kendime söylediğim o sert cümleler biraz geri çekilmişti.

Son sahne: Kayseri’de yürürken

Akşamüstü Kayseri sokaklarında yürüyordum. Hava soğuktu ama artık yüzüme o kadar sert gelmiyordu.

İnsanlar yanımdan geçiyordu. Herkes kendi hayatının içinde kaybolmuştu.

Ben ise kendi iç sesimi dinliyordum.

Ve o ses bu kez şunu demedi:

“Ne kadar beceriksizsin.”

Onun yerine şunu dedi:

“Bugün zordu ama buradasın.”

Ve bu cümle bana garip bir şekilde ağır geldi. Çünkü alışık değildim.

Ama iyi hissettirdi.

Sonuç gibi olmayan bir iç not

İnsanın kendisiyle dalga geçmesi ne anlama gelir sorusunun tek bir cevabı yok.

Ama ben şunu öğrendim: Bazen bu bir kalkan, bazen bir alışkanlık, bazen de fark etmeden kendimize söylediğimiz küçük bir yorgunluk hikâyesi.

Kayseri’nin soğuğunda, kendi iç sesimle yaptığım bu uzun yolculuk bana şunu gösterdi: insan en çok kendine söylediklerinden etkileniyor.

Ve belki de en zor şey, kendine gülmeyi bırakmak değil… kendine biraz daha yumuşak konuşmayı öğrenmek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://sacekimiforum.net https://ataksantarim.com.tr https://atabeyi.com.tr Sitemap
https://www.hiltonbetx.org/