Konuşurken Takılma Nasıl Geçer? Bir Hikâye
Bir sabah, yavaşça güne başlayıp kahvemi alırken bir düşünce aklıma geldi: “Yağmurun altında bekleyen birini düşün. Ne kadar acele etse de o su damlalarından kaçamayacak. Ama bir süre sonra, drenajın olduğu yere doğru akıp gittiğini görecek ve kaybolan her damla, onu daha hafif hissettirecek.” Bu düşünceye dalarken, fark ettim ki bu tam olarak konuşurken takılma ve ondan kurtulma süreci gibiydi.
Hikâyemizi bir arkadaşla paylaşalım mı?
Hikâye Başlasın: Ayhan ve Melis’in Yolu
Ayhan, hayatı boyunca hep “doğruyu söyleme” baskısı altında büyüdü. Her konuşmasında doğru kelimeleri seçmek zorunda olduğunu hissetti. Okulda, işyerinde, hatta arkadaşlarıyla sohbet ederken… Konuşmaya başladığında, kelimeler bazen ağzında takılır, cümleler istediği gibi çıkmazdı. Özellikle önemli bir konuşma yapması gerektiğinde, “takılma” hissi vücudunda yayılır, adeta bir engel gibi karşısına dikilirdi. Kendiyle barışık olamayışı, bazen içsel bir savaş gibiydi.
Bir gün, Ayhan’ın yolu Melis ile kesişti. Melis, herkesle kolayca iletişim kurabilen, içten bir kadındı. Ayhan ile ilk tanıştıklarında, Melis konuşmalarında takılmayan biriydi. O, kelimeleri dans ettirerek söylerdi. Ayhan, içinden onu gözlemlerken, “Keşke ben de böyle konuşabilsem” diye düşündü. Ama Melis, Ayhan’ın gözlerinde bir korku ve gerilim gördü.
Melis’in Empatik Yaklaşımı
Melis, Ayhan’a şöyle dedi: “Kelimeler bazen bizden daha ağır gelir, ama seni dinlemek için buradayım. Eğer takılırsan, önemli değil. Önemli olan ne söylediğin, nasıl hissettiğin.”
Melis’in sözleri Ayhan’ı derinden etkiledi. O anda, bir şeyi fark etti. Konuşurken takılmanın yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir engel olduğunu fark etti. Bu takılmalar, içsel bir duygudan, bir korkudan ya da “yeterince iyi olamayacağım” düşüncesinden besleniyordu.
Melis, sabırlı bir şekilde Ayhan’a bu engelle nasıl başa çıkabileceğini anlatmaya başladı. Ona, sakin olmanın ve nefes almanın gücünü öğretti. Bir cümleye başlamadan önce, derin bir nefes almanın, bedeni ve zihni hazırlamanın nasıl bir fark yarattığını gösterdi. “Sadece olmak,” dedi, “ve seni kabul eden insanlarla konuşmak, aslında içindeki en doğru kelimeleri bulmanı sağlar.”
Ayhan’ın Stratejik Adımları
Ayhan, Melis’in sözlerini dinledikten sonra, bir değişim yolculuğuna çıktı. Ancak, Ayhan’ın yaklaşımı biraz daha analitikti. O, kekelemenin çözümünü bir tür strateji ve planla bulabileceğini düşündü. İşe, konuşmalarını kaydederek başlayabileceğini fark etti. Kendi sesini duymak, hatalarını görmek ve o anları geriye sarıp tekrar izlemek ona bir tür farkındalık kazandırdı. Her defasında daha az takılıyor, daha rahat konuşuyordu.
Ayhan, terapiye gitmeye karar verdi. Bir konuşma terapistiyle düzenli seanslar yaparak, bu sorunu çözebileceğine inanıyordu. Stratejik yaklaşımı sayesinde, her geçen gün daha fazla özgüven kazandı. Ancak, bunun sadece bir “teknik” sorun olmadığını, Melis’in empatik yaklaşımının da çok önemli olduğunu kabul etti.
Birlikte Yol Almak: Takılmaların Ötesine Geçmek
Bir gün, Ayhan ve Melis bir kafe köşesinde oturuyorlardı. Ayhan, bir şey anlatırken, biraz takıldı. Ama bu defa paniklemedi. Melis, gülümseyerek ona bakıp “Bunu hatırlıyor musun?” diye sordu. “Bazen kelimeler takılabilir. Ama önemli olan o kelimeleri kalbinden doğru bir şekilde çıkarmaktır. Sen şimdi bunu yapıyorsun,” dedi.
Ayhan gülümsedi. Bir zamanlar takılmalar onu çökerten bir engelken, artık onu bir engel değil, hayatın doğal bir parçası olarak görüyordu. İnsanlar bazen takılır, ama bunun onu daha az değerli yapmadığını kabul etti. Konuşurken takılmak, sadece bir anlık bir durumdu. Asıl önemli olan, bu engellerin ötesinde insanları dinleyebilmek ve onları anlamak, aynı zamanda da kendini anlamaktı.
Sonuç
Ayhan ve Melis’in hikâyesi, konuşurken takılmanın sadece bir zorluk değil, aynı zamanda bir fırsat da olabileceğini gösteriyor. Takılmalar, içsel bir korkunun ya da gerilimin ifadesi olabilir, ancak bunun üstesinden gelmek için hem empatik bir yaklaşım hem de stratejik bir çözüm gerektiğini gösteriyor.
Eğer siz de konuşmalarınızda takıldığınızı hissediyorsanız, unutmayın: Bazen bir derin nefes almak, bazen de karşınızdaki kişinin anlayışlı bir bakışı size çok yardımcı olabilir. Herkes bir noktada tıkanabilir, ama önemli olan bu tıkanmayı aşmak ve sesinizi özgürce duyurabilmektir.
Peki siz, bu hikâye hakkında ne düşünüyorsunuz? Kendinizdeki takılmalarla başa çıkma konusunda bir stratejiniz var mı? Yorumlarda düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayın.